12 Ocak 2011 Çarşamba

Yabancı Hayranlığı

       Günümüzde geçmişten gelen bi yabancı hayranlıgıdır gidiyor. Zaten osmanlının yıkılışının en büyük nedenlerinden olan batılılaşma isteğidir. Osmanlı batının güzel yönlri alıp bizim kültürümüzle harmalasaydı belki bunlar olmazdı ama osmanlı batının kültürünü oldugu gibi bizim kültürümüze koymaya çalışması dolu bardaga su koymak gibi birseydi.
 
      Günümüze baktıgımızda osmanlıyı yıkıma kadar götüren batı hayranlıgı kaldıgı yerden devam ediyo bakıyoruz milliyetçi olarak geçinen insanlar amerikan avrupa malları kullnıyorlar ne için sokaktaki statüsünün çizilmemesi için ne için bizim üretiğimiz mallardan daha pahallı olduğu için kalitelimi dersinz hayır o mallarda türkiyede üretiliyor sadece üzerine bi etiket geçiriliyor.
     Ama sadece suç vatandaşında degil devlettinde bu sorumsuzlıkta büyük payı var eminim ki bir çok kişi devrim arabalarını izlemiştir bi insan sadece benzin olmadıgından dolayı kendi mühendislerimiz tarafından üretilen bi arabayı üretimi durdurmak onu kötüleyen basına siz neden kendi üretimimiz olan bir arabayı kötülüyorsunuz demedi acaba ben bi cevap bulamadım.

16 Ekim 2010 Cumartesi

KPSS

Herkesin heycanla beklediği gelecegi hakkında hayeller kurdugu bir iş kazanabilecegi sınav olan kpss çalınan sorular yüzünden 3 sonraya ertelenmesi otamatikman yapılacak olan alımlarında bu oranda ertelendiği insanların planlarını altüst eden bir trajediye dönüştü. Bilinmeyen bir gerçek var ki o da suçun kimde oldugu sınav soruları çalanlarda mı yoksa insanların geleceklerini emanet ettikleri bir sınavın soruları koruyamayanlardamı bu sorunun cavabı benim için bi muamma eminim benim gibi olanlar içinde öledir.
Ama kesin olan birsey varki milyonlarca insanın maduriyeti ve bu durum karşısında yapılan tek seyin bi istifa olaması bir kişinin gitmesinin bu düzeni degiştireceginin sanan insanlar ya bulundukları yere hiç emek harcamadan geldi yada ben artık alacagımı aldım gerisi beni ilgilendirmez demesi lazım. Bu sistem değişmedikçe insanlar rant peşinde degil vatandaşın sorunlarıyla ilğilenmedikçe isterse bütün kadrolar değişsin yine hiçbirsey değişmez.
(ADEM İREK)

KORGAN

Korgan, Ordu ilinin bir ilçesidir.
Bölgenin ilk egemen halkı Halip (Kalip), Kolk ve Kokur’lardır. Kalip’ler ve Mitridat’lar en kuvvetli çağlarında demir madenleri ile ilgiliydiler. Korgan‘da Tatarcık Köyü sınırları içersinde bulunan ve günümüzde yine maden ormanı adı ile anılan mıntıkada, yine Korgan‘ın bazı yaylalarında özellikle Yalman civarında demir cüruflarına, işletilmiş maden yataklarının izlerinin bulunması, Kalip’lerin ve Mitridat’ların bu yerlerde M.Ö. 12. yüzyılda yaşadıklarını göstermektedir.
M.Ö. 584–555 yılında Pers’lerin Korgan, bölgesinde yaşadıkları da bilinmektedir. Pers’ler devrinde I. Daryus‘un (M.Ö. 522–485) bu toprakları idare edebilmek için satraplıklara ayırdığı ve dört adet birinci derecedeki satraplıktan biri olan “Pont Kapadokyası” Korgan topraklarını içine almış oluyordu.
M.Ö. 331 tarihinde Pers Devleti tarih sahnesinden İskender‘in orduları tarafından silindi. Pont ve Roma, hakimiyetleri döneminden sonra Danışmend Gazi’nin orduları Korgan topraklarına girmişler ve 1083 tarihinde buraları ele geçirmişlerdir. Anadolu‘ya gelen Oğuz Boyları’ndan birçok topluluk, Korgan bölgesine yerleşmişlerdi. Ordu İli’nin yayla toprakları ile Korgan ve Kumru İlçe merkezlerini çevreleyen sahalar, tamamen Türkmen’ler tarafından yerleştirme sahaları yapılmış ve buralarda oturanlar da kısa zaman içinde Oğuz Boyları Oymakları arasında erimişlerdi. Esasında azınlıkta bulundukları için de, hiçbir güçleri kalmayarak ağırlıklarını kaybetmişlerdir. II. Kılıçarslan, zamanında Korgan ve çevresi Anadolu Selçukluları hakimiyetine girdi. (1178) Kösedağ Savaşı’ndan sonra (1243) Korgan topraklarının büyük bir bölümü Kadı Burhaneddin‘in idaresine geçmiştir.
1380‘lerde ise Hacı Emir Oğulları Beyliği bu çevreye hükmetmiştir.
Yıldırım Beyazıt 1398‘ e Ordu ve Samsun‘u Osmanlı Devleti topraklarına dahil etmiştir. Osmanlı idaresine geçen yöre, resmi kayıtlarda “Keşdere” olarak anılmaktadır. Keşdere, Bolaman Irmağı’nın bir koluna verilen isimdir. 1642‘ye kadar Satılmış kazasına (Fatsa) bağlı olan Keşdere, bu tarihte kaza olmuştur. 1856‘da Liva–i Canik’e (Canik Sancağı) bağlıdır. Bu tarihte yönetimi Akçay, Terme ve Cevizderesi İle birdir. 1860–65‘te Canik Sancağı’na, 1866–71‘de ise Ünye Sancağı’na bağlı bir kazadır. 1882‘de ise Fatsa kazasına bağlı bir nahiye merkezi, 1928‘de Köy olmuştur. Korgan, Fatsa’ nın bir bucağı olarak yıllarca varlığını devam ettirdikten sonra 01Haziran 1958 tarihinde Belediye - 01 Nisan 1960 tarihinde ilçe merkezi haline getirilmiştir.
Korgan, kelime anlamı bakımından her hangi bir mana ifade etmemektedir . İlçeye bu adın verilişi hakkında çeşitli söylentiler ve ihtimaller vardır.
Türklerin Müslüman olmaya başladığı dönemlerde, Hazar Denizinin güneyinde Horasan Bölgesinde Korgan adı verilen yerden kalkarak Korgan‘a yerleşen aşiretler vardır. Buraya yerleştikten sonra geldikleri yer olan “Korgan” adını verdikleri ve bu adın buradan geldiği söylenmektedir.
Koruyan - Kanını Koru - Kendini Koru anlamına gelen Korukan ve daha sonra da Korgan denildiği de söylenmektedir.
ADEM İREK(alıntıdır http://tr.wikipedia.org/wiki/Korgan,_Ordu)

15 Ekim 2010 Cuma

AYNALAR

 Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
İşte yakalandık, kelepçelendik!
Çıktınız umulmaz anda karşıma,
Başımın tokmağı indi başıma.
Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza!
Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vade;
Dişlerinde, köpek nefsin, irade.
Günah, günah, hasad yerinde demet;
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.


NECİP FAZIL KISAKÜREK